Okulun başlamasına az kala şu günler kimine göre hızlı kimine göre de ağır ağır ilerliyor. Kendi açımdan baktığımda yaklaşık bir ay kalmış olmasına rağmen oldukça çabuk geçiyor. Zira oraya gitmeden önce film arşivi yapma telaşı (bunda benim hatam kafama geç dank etmesiydi), yeni bir şehirde yaşama merakı, değişen ortama ne derece ayak uydurabileceğim sorusu (çektiçe uzar)...Milletin birbiriyle anlaşmışcasına öğrencinin kafasını karıştırması durumu var ki hiç çekilmez. Yok gidince eski arkadaşlarını unutursun, yok özel üniversitede ezerler, yok hazırlıkta çok çalışmazsan kalır, okuldan atılırsın. Batıl hocam bunların hepsi. Bilenine sorduk yok kardeşim böyle birşey. Ne kimse üniversitede eziliyor( ki bu öğrenciye bağlı pskolojik bir durum bence) ne de kimse üniversiteye gittiği için arkadaşından oluyor. Hem sana ne benden, gittiğim üniversiteden.
Bunların yanında kafama sıçmaktan bir türlü bıkmamış olan bir talih kuşu var ki elime geçirdiğimde neler olacağını tahmin edemiyorum. Nasıl ipe sapa gelmez bahtım varsa hazırlık kur belirleme sınavı ve çok önem verdiğim dava aynı gün yarım saat arayla. Değil süpermen ışınlanma makinesi olsa yetiştiremez yani. Davaya gitmesem ilerde istemediğim durumlarla karşılaşacağım (kahin misin? diye soran olursa diye söylüyorum, bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok). Sınava girmeyince de zaten kıç kadar olan tatilimden feragat edeceğim.
Özet geç piç dediğini duyar gibiyim bazılarınızın. Ya da farklı nedenlerden kulağım çınlatıyorsunuz. Dikkat, yakalamıyım.
Son olarak burdan sesleneceğim iki kurum var:
Üniversite yönetimi: Lan bilerek mi seçtiniz tarihi allahsızlar(Hazırlık ve birinci sınıf iç içe: tadından yenmeyecek yeminle).
Genç dimağlar: Ya hiç hazırlanmayın üniversiteye ya da çalışmanın hazırlık aşamasındaki en kolay iş olduğunu beyninize kazıyın.
